Inceleme > Sen Hasta Değilsin
Sen Hasta Değilsin

Bizi yağmur ıslatıyor sanıyoruz. Şemsiye kullansak yine de ıslanır mıydık? Öyleyse ıslanmak yağmura değil, bize bağlıdır. Bizi işlediğimiz günah üzüyor sanıyoruz. Hâlbuki burada sorumlu olan ilgili eylemin kendisi değildir, zihnimizdeki günah algısıdır. Bu algı olmasaydı o eylem bizi üzebilir miydi? Aynı şekilde, bizi atak, kaygı, korku, takıntı, düşünce gibi süreçlerin etkilediğini zannediyoruz. Oysa etkilenmek olguya değil, algıya bağlıdır. Buna rağmen düşünceyle, atakla, kaygı ve korku duygusuyla boğuşmaya, algı ile değil de olgu ile uğraşmaya devam ediyoruz. Bir kalp koşarken de çarpar. İnsan bazen soğukta da titrer. Bunlar atak yaşarken de ortaya çıkabilir. Ancak bu belirtiler koşarken ve soğukta hiçbir psikoloji doğurmaz. Hani bizi belirtiler etkiliyordu? Hani tedavi ve terapi ile onlardan kurtulmamız gerekiyordu? İnsan beyni belirti ortaya çıktığı için değil, kodlandığı yönde psikoloji üretir. Sektör gibi yaparak belirtileri sorumlu görmek, öncelikle bunları azaltmaya, sonra da yok etmeye çalışmak ruhumuzu bu belirtilere karşı daha da duyarlı hale getiriyor. Öldürmeyen her darbe, süreci daha da kuvvetlendiriyor. İşin gerçeği, kaygıdan kaygılanmayınca kaygının, korkudan korkmayınca korkunun hiçbir tesiri kalmıyor.
Bu eseri okuduğunuzda, siz de yazar gibi “Doktor, beni tahlile yolla. Hastaysam ispat et.” diyecek, “Hani ben hastaydım? Hastalık kitap okumakla düzelir mi?” diye soracaksınız. Sadece sektörün suistimallerini ifşa etmekle yetinmeyen, yeni bir çözüm yöntemi de sunan bu eserle nice insanın hayatı değişiyor, alanda sessiz bir devrim gerçekleşiyor.

 

 
Haftanın Kitabı
 
Hiçbir Karşılaşma Tesadüf Değildir
6,90 Euro

Kader, insandan vazgeçmiyor. Anbean yeniden ve yeniden yazılıyor. Öyle anlar geliyor ki yapmam dediğin şeyi yapıyorsun, katlanamam dediğin şeye katlanıyorsun, sevemem dediğini seviyorsun, gidemem sanırken bir anda çekip gidebiliyorsun, öldüm diyorsun ama yine de yaşıyorsun... Başlarına ne geleceğini bilmeden uzun bir yola çıkan arayış içindeki genç bir sufi ile aklı karışık genç bir kızın bu yolculuklarında yazgılarından başka güvenecekleri hiç ama hiçbir şeyleri yoktur. Yedi gün boyunca yanlarında para, yiyecek, kıyafet ve en önemlisi de hiçbir planları olmadan şehir şehir dolaştıktan sonra başladıkları yere geri döndüklerinde onlar için artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Sadece yedi günde bile değişebilir miydi insan? Yeniden yazılabilir miydi kader? Elbette sadece yedi günde değişebilirdi her şey... Tıpkı sazlıktaki bir kamışın, yedi evreden sonra içli sesler verebilen bir “ney”e dönüşmesi gibi

 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player